Kara kalem Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çizime başlayabilmek için konuyla alakalı kaynaklardan yararlanmanız gerekir. Karakalem öğrenmek istiyorsanız anatomileri doğru bilmeli, çalışmalara da bakarak çalışmanız gerekir. Örnek olarak spora yeni başladıysanız direkt 150 kg kaldıramayıp, 30 kg ile başlamanıza eşit olacaktır. Yani ilk olarak teknik bilgileri bilmeli, anlamalısınız. Unutmayın ilk önce kuvvetli bir temel oluşturmalısınız. Şimdi gelelim kara kalem çalışması nasıl yapılır sorusuna.

Karakalem çalışmanızda taslak, ana hatlar, detaylandırma ve tonlama şeklinde ilerlenmesi gerekir. Enerjiniz yükselmişken, dikkatinizi tam olarak topladığınız da taslağı bitirip çizme için en dikkat edilmesi olan alan hareket, jest ve mimiklere odaklanmasınız. Çiziminizi yaptığınız zamanda canlı ya da nesneye en fazla benzeyecek resmi çizmenizdeki önemli kısım burasıdır.

Detaylandırma ile tonlama kısmında efor harcayacağınızdan dolayı poza, orana ve mimiğe ait olan çizimi bitirip, daha sonrasında ince işleme geçmeniz sizin acınızdan daha sağlıklı olacak.

Kalemi Tuttuğunuz Elinize Dikkat Edin!

Karakalem çalışmasını yapıyorken kalemi tutmuş olduğunuz elinizin hijyeninden emin olmalısınız. Elinizin bir kısmı boyandığında sayfada asla düşünemeyeceğiniz ve daha sonrasında ise silemeyeceğiniz izlere neden olabilir. Bu durumda emeğinizi çöpe attıracaktır. Beyaz kağıt üzerinde çalışıyorsanız elinizin temiz olduğundan emin olun.

Kalem Ucunuz Mızrak Gibi Olmalı!

Çizmeye yeni başlayacak olan kişiler için kalemtraş burada tercih edilecektir fakat kalemtraş vakit kaybı ve dikkat dağıtıcı olduğundan dolayı kendinize zarar vermeyecek bir şekilde maket bıçağı ve zımpara kullanıp, kalemin ucunu daha geniş bir şekilde açmanız hem zaman kazandırır hem de kaleminizi kağıt üstünde daha kontrollü bir şekilde kullanmanıza yardımcı olur. Ayrıca da geniş uç açmanın dışında farklı bir meditasyon çeşidi olduğunu da belirtelim. iş bir şekilde açmanız hem zaman kazandırır hem de kaleminizi kağıt üstünde daha kontrollü bir şekilde kullanmanıza yardımcı olur. Ayrıca da geniş uç açmanın dışında farklı bir meditasyon çeşidi olduğunu da belirtelim. Yaptığınız zaman daha iyi anlayacaksınız.

Malzeme Seçimi

En önemli olan konulardan biridir. Zevkinize, ortaya nasıl bir eser çıkartmak istediğinize göre değişir. Malzeme seçiminde çok dikkat etmelisiniz.

 

 

Piyano Nedir?

Piyano, özel bir mekanizma ile tuşlara bağlı olan çekiçlerin tellere vurması ile ses veren tuşlu ve vurmalı olarak kullanılan bir enstrümandır. Piyano, klasik ve caz müziğinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ansambl, solo performans, oda müziği, bestecilik ve prova için uygun bir enstrüman olarak kullanılır. Taşınabilir enstrüman olmamasından ve genellikle pahalı olsa da çok yönlülüğüyle aynı zamanda ise birden fazla yerde bulunma özelliğiyle dünyada en çok kullanılan müzik aletleri arasındadır.

Akustik piyano genel olarak ses tahtasını ve metal tellerini çerçevelemiş olan ve aynı zamandaysa koruyup ahşap kasasından oluşmak ile beraber 52 beyaz tuş ile 36 siyah tuşa sahiptir. Piyanonun tuşlarına bastığınız da içindeki teller aracılığı ile ses çıkmaktadır. Çekildiği zamanda teller damper yolu ile susturulmakta. Fakat pedal yardımı ile tuşlardan parmaklar kaldırılsa da sesi uzatabilmek mümkün.

Piyano Tarihi

1711 senesinde İtalyan Bartolomeo Ciristofori üstünde hafif ve kuvvetli sesleri çıkaran çalgı geliştirilip adına da İtalyanca kuvvetli ve hafif anlamında olan piano e forte ismi verilmiştir. Fransız Marius çalgıya tuşlarının ucuyla veya çekiç şeklinde biten tokmaklı klavyesini ekleyerek katkısını sağlamıştır.

1717 senesinde Alman Schröter, yumuşak veya sert çalınabilmesi için çekiç sistemini ekledi. 1720 senesindeyse bu sistemi G. Silbermann daha fazla geliştirmiştir. Piyano, niteliğinden ötürüyse 19. Yüzyılın sonunda en fazla aranılan müzik aleti oldu. 1780 senesinde Sebastian Erarda, Fransa da ilk piyano evini kurmuştur.

1908 senesinde Alman Erarda çift maşalı olan düzeneği kurduktan sonra Pierre Erarda bunu geliştirip günümüzdeki halini almıştır.

Piyano Çeşitleri

Piyanonun birden fazla çeşidi bulunmaktadır. Bunların arasındaysa telleri yatay ve klavye kısmına dik olan kuyruklu piyano bulunurken, telleri yatay ve klavye kısmına paralel dikdörtgen piyano da yer almaktadır. Piyano tellerinin her biri eşit yarım tonlar ile akortlanmıştır. İlk öncelerinde kalın meşe levhalarından oluşmuş olan yapı kafesi günümüzdeyse madenden yapılmaktadır. Piyanolarda ilk olarak her ses tek bir telden çıkıyorken, sonralarında ses yoğunluğunun artması için iki veya üç tel titreştirilmesi eklenerek şimdi ki halini almıştır.

Kuşadası Gezi Rehberi

Kuşadası, tarihi ve turistlik açıdan bakıldığı zaman önemli bir yer olup, doğru bilinenin aksine İzmir’e bağlı olmayan, Aydın’a bağlı olan bir yerdir. Cenevizliler zamanında Kuşadası’nın ismi Scala Nuova, Bizans zamanındaysa Ania ismi ile bilinmektedir. Bunun dışında Kuşadası Orta Çağ zamanında korsanlar tarafından sık bir şekilde kullanılan liman olduğuna dair söylentiler de vardır.

Kuşadası Plajları

Kuşadası mavi bayraklı deniziyle, uzun plajı ile Ege’de denize girebilmek adına en fazla tercih edilen kısımların arasında bulunmaktadır. İzmir ve çevresinde bulunan kişilerin yazlık evlerinin yer aldığı Kuşadası düşük neminden dolayı bunaltmayıp gelen misafirlerine konforlu olacak şekilde tatillerini yaşatmaktadır. Genel olarak plajlara giriş ücreti alınmamaktadır. Fakat isteğiniz üzere ücret karşılığındaysa şezlong ve şemsiye alabilmektesiniz.

Kuşadası Milli Parkı

Kuşadası Milli Park, Dilem Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı olarak bilinir. Aydın’ın sınırları içerisinde olan Dilek Dağı’nın Ege’ye uzanmış olduğu son noktasıdır ve yaklaşık olarak 20 km uzunluğunda, 6 km genişliğinde olan yarımada 27.675 hektarlık bir alanı bulunmaktadır. Yarımadanın güney kısmında yer alan Milli Park, tatlı ve tuzlu suyun karışmış olduğu biyolojik bir farklılık sunar.

Güvercin Ada

Kuşadası’nı temsil eden Güvercinada Kalesi, Kuşadası Körfezi’nin ağız kısmında denizden gelebilecek olan saldırılara karşı korunabilmek amacı ile yapılmıştır. Ada üstünde, Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yaptırılmış olan kale ve İlyas Ağa tarafından yaptırılmış olan surlar yer almaktadır. Kuşadası’na gittiğiniz zaman mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerden biridir.

Meryem Ana Evi

Meryem Ana Evi, Efes’in çevresinde bulunan Bülbüldağı’nda yer alan mabet alanı olarak biliniyor. Selçuk’a 7 km uzaklıkta yer alan Meryem Ana Evi, 19. Yy’da Roman Katolik rahibesi Blessed Anne’nin rüyaları sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat evin gerçekten Meryem Ana’ya ait olduğuna dair bir yorum bulunmamaktadır. Fakat gittiğiniz zaman görülmesi gereken yerlerden biridir.

Bafra Gölü

Bafra Gölü, Kuşadası’na yaklaşık olarak 70 km uzaklıkta bulunmaktadır. Arkeolojik ve tarihi değerlerden baktığımız zaman ülkemizdeki zengin coğrafik alanlardan birisidir. Bölgedeki tarihi özellikler ve doğal güzelliğinin fazla olmasından dolayı ziyaretçiler ve turistler buraya çok ilgi göstermektedir.

Hayata Bakış Açımızı Değiştirecek Kitaplar

Kitaplar bazı insanların gerçekten hayatlarını değiştirmeyi başarabiliyorlar. Her kitabın kendine ait olan özelliği vardır. Fakat bazı kitaplar bir tık daha üzerinde olabiliyor. Durum böyle olunca hayata bakış açımızı değiştirecek kitaplar listesini yapmaktan da uzak durmayalım.

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört – 1984 – George Orwell

Kitaba baktığınız zaman aşk hikayesi olduğunu düşünebilirsiniz fakat romanın tamamında ağır bir eleştiri yer almaktadır. İnsanoğlunun nasıl sindirilip apolitikleştirildiğini, nasıl korkutulup sistemi sorgulamayacak kişiler haline getirdiğini anlatan bu romanı kesinlikle okumanız gerekir. Distopik roman olsa bile gerçeğe yakın bir kitap olduğunu anlayabileceksiniz.

Çavdar Tarlasında Çocuklar – 1951-  J.D. Salinger

Kitabın içeriğindeki başkarakterin üç gün boyunca yaşamış oldukları ele alınmıştır. Kitapta dil argo kullanılmış. O zamanın ahlaki anlayışına bakıldığı zaman içeriğinden dolayı kabul edilmez olduğundan ABD’de tutucu olan kısımlarda uzun bir süre yasaklanmıştır. Modern zamanın başyapıtı olarak anılan bu eserden sonraysa Salinger aşırı ilgiden bunalıp, kendini eve kapatır. Daha sonrasındaysa ölene kadar yazdıklarını yayınlatmamaya karar verir.

Hayvanlardan Tanrılar – Sapiens

Kitap 2015 senesinde Türkçeye çevrilen ve en çok satanlar arasına girmeyi başaran Hayvanlardan Tanrılara kitabı bugüne kadar yaşamış olan insan türlerine değinilmiş ve insan türlerinden günümüzde halen yaşayan Homo Sapiens’in tarihi gelişimi bilimsel verilere dayanıp ayrıntılı bir şekilde ele aldığı kitaptır. İnsanlara olan bakış açınız değişecek. Bu kitabı okuduğunuz zaman her şeyin aynı kalacağını düşünmeyin.

Sineklerin Tanrısı – William Golding

Nobel Edebiyet Ödülü alan romancı ve şair William Golding 1954 senesinde yazmış olduğu alegorik bir roman türüdür. Kitap gerçekte olmayan nükleer savaş esnasında geçmektedir. Kökenlerimizdeki vahşiliğe dönüşten bahsedilir. Golding, II. Dünya Savaş’ında görmüş olduğu vahşetin etkisi ile bu kitabı yazar.

Küçük Prens – Antoine de Saint – Exupéry

Çocuk romanı olarak görünen Küçük Prenses 7’den 70’e herkese kendini sevdirip, her kişinin kendine farklı dersler çıkarabileceği bir kitap türüdür. Hayatınıza nasıl baktığınız ile sorunlarla nasıl başa çıkacağınız ile alakalı olan bu kitabı mutlaka okuyun. Okuduğun zaman bana hak vereceksiniz

Üniversite Derslerine Nasıl Çalışılır?

Üniversite Derslerine Nasıl Çalışılır?

Öğrencilik hayatı boyunca en çok korkulan şeylerden biride sınavlardır. Zamanında ders çalışarak çok iyi notlar almanız mümkün. Herkesin hayatının bir kısmı eğitim almak ile geçmekte. 3 yaşından itibaren anaokulu ile başlayan ve üniversite ile devam eden uzun bir eğitim süreci bulunuyor. Bu eğitim boyunca binlerce sınava girilir. Bu uzun sürecin en sonundaysa üniversite sizleri beklemektedir. Üniversite derslerine nasıl çalışılır gibisinden binlerce soru kafayı kurcalar. Aslında lisede ve ilkokulda yapmanız gerekenden çok farklı bir şey istenmiyor sizden. Dersler değişse de eğitim hayatı maalesef değişmiyor. Aynı kurallar üniversite derslerinde de geçerlidir.

Planlı Çalışın!

Bir gün içerisinde bir dersten daha fazlasına çalışmanız gerekiyorsa eğer ilk olarak hangisinden başlamanız gerektiğine karar vermeniz gerekir. Bu kararı verirken kendinize nasıl, ne zaman ve nerede çalışabileceğinize dair soruları yöneltin. Eğer plansız bir şekilde bu derslerin başına geçerseniz büyük ihtimalle hangisinden başlayacağınızı bilmediğiniz içinde bir hayli zor olacaktır.

Günlük ve Haftalık Olacak Şekilde Aylık Çalışma Planı Düzenleyin.

  • Derslerinizin günlerini not edin. Bu derslere hangi saat aralığında çalışacağınızı, tekrar edeceğinizi ekleyin.
  • Sınav tarihlerini mutlaka göz önünde bulundurarak, sınav tarihi yaklaşırken konuları tekrardan göz gezdirmek için bir zaman belirleme.
  • Üniversite de ödevler sınavlar kadar etkili olmaktadır. Hocalar ödev verdiği zaman teslim tarihini ve çalışma planınızı ayrı bir kağıda hazırlayın. Ödevlere düzenli bir şekilde devam ettiğiniz sürece teslim tarihi yaklaştığı zaman telaşa kapılmazsınız.

Zamanınızı Verimli Kullanın!

Farklı kişiliklerimizin olması sonucunda bir kişi bir dersi çok iyi anlarken, diğeri o dersi çok iyi anlamayabilir. Durum böyle olunca da geriye yapacak tek bir şey kalıyor o da ders çalıştıktan sonra 10 ya da 20 dakika vererek zihni boşaltmaktır. Bu süre zarfında dersle alakası olmayan, kafanızı meşgul edecek, rahatlatacak işlerinizle ilgilenebilirsiniz.

Veriminizi Azaltan Etkenleri Ortadan Kaldırmalısınız!

  • Yorgunluk
  • Uykusuzluk
  • Sızı
  • Ağrı
  • Heyecan
  • Endişe
  • Açık
  • Yaşamdaki Sorunlar

Bu yukarıda saydıklarımızın her biri ders çalışmanızı olumsuz bir şekilde etkileyeceğinden ilk olarak çevrenizdeki ve içinizdeki sorunu çözüp, derse başlamalısınız.